Mevcut eGFR ve albüminüri testleri, hasar oluştuktan sonra sonuç verdikleri için "geç" belirteçler olarak nitelendirilir. Araştırma aşamasındaki KIM-1, L-FABP, NGAL ve sistatin C gibi belirteçler daha erken tübüler hasarı gösterebilir. Ayrıca idrar ekzomlarındaki mikroRNA'lar likit biyopsi yöntemi olarak umut vadetmektedir. Bu yeni biyobelirteçlerin klinik kullanımı, tedavinin kişiselleştirilmesine ve riskin daha doğru öngörülmesine olanak tanıyacaktır. Ancak geniş ölçekli kullanım için daha fazla klinik validasyona ihtiyaç vardır.